(Source: ffffffound, via neylan)
inspiration
Hayali ilham perisinin var olmadığını bilmiyorsak, artık bilelim derim.
Hayali bir şeyler var tabii ama adı ilham perisi değil.
Yaratıcılığın yazı boyutundan konuşan ama görsel düşünen biri olarak, kısa bir metnin bileşenlerini burada parçalara ayırmam maalesef imkansız ama kendi deneyimlerimi biraz paylaşabilirim. (biraz- çünkü genelde yaratıcı tüm bileşenleri bilmez, bilse de tamamen paylaşmak ve işin büyüsünü bozmak istemez.)
kısa soluklu (uzun soluklu olmak daha fazla konsantrasyon ve sabır gerektiriyor) bir metin (altzine’de yayımlanacak -ha bugün ha yarın- Bakış Açısı’nı yazmadan evvel- o sırada - sonrasında- (hemen bitmiyor çünkü artçıları var) obsesif bir şekilde izlediğim/dinlediğim:
http://www.youtube.com/watch?v=hJ6DrgamLbs (elif çağlar-müzik)
http://www.youtube.com/watch?v=dsvb8dgPEzU (anna bessanova - ritmik jimnastik)
http://www.youtube.com/watch?v=6FrvAsakKb0 (alina kabaeva- ritmik jimnastik ) not: putin’le ilişkisi üzerine yorumları psikolog ve sosyolog’lara havale ediyorum.
obsesif: videoları en az 10-15 kez izlemek, tekrar tekrar izlemek, dinlemek, özdeşleşmek…
her metnin farklı alanları var, hiç hesapta yokken kendimi bulana kadar bayağı bir ritmik-artistik jimnastik videosu izlemiş oldum mesela, bir dahaki sefere çok iyi bir konuşmacı, kayakçı hatta sihirbaz olabilir vb…
dipnot: izlemesi çok çok güzel, hatta ilham alması da ama teoride çok desteklemediğim bir tarz-gördüğümüz o parlayan küçük/genç yıldızların biraz arkasında kalanlarda (hatta parlayanlarda bile) çok büyük acılar, sancılar var, hem psikolojik hem fiziksel açıdan.
run run as fast as you can
(Source: infntblood, via neylan)
KOMŞU KOMŞU SÖYLE BANA…
Her Türk apartmanında bir çatlak mutlaka vardır. En az üç noktadan oluşur…
Bir gün kapı çalınır. Alt komşu olduğunu söyleyen orta yaşlı kadın birkaç soru sorar.
Bakış: (Demek yeni kiracı sizsiniz…)
Öğrenci misiniz? Tek başınıza mı yaşıyorsunuz? Evde sürekli mobilyaları mı hareket ettiriyorsunuz, sabah akşam sürekli ses geliyor da… Ha bir de geçenlerde cumartesi saat 2’de motorsikletli biri girmiş apartmana, yöneticinin kayınvalidesi görmüş, size mi geldiydi?
Ne demek istediği anlaşılır, sorular kibarca cevaplanır. Yemek yedikten sonra sandalyeyi masanın altına iterken birkaç kez kalorifer borusuna vurulduğu hatırlanır. Saat 2’de acıkılırsa dışarıdan dürüm ya da mantı ısmarlarken bir kez daha düşünülmelidir.
Nokta: Birkaç hafta sonra kapı çalınır, çöpü almaya gelen kapıcı alt komşunun gürültüden şikayet ettiğini söyler.
Sorular çok kibarca cevaplanmadan kapıcıya iletilir ki, o da alt komşuya söylesin. Sabah akşam ses gelemez çünkü gündüz yok, topuklu giymez, tek başına yaşar, üstelik biraz fazla duyarlıdır bazen hareket etmeye bile korkar ki etrafa ses gitmesin. Kapıcının kulakları az işitmektedir, dolayısıyla alt kata söylemeye cesaret ettiyse ne söyledi bilinemez.
Nokta: Bir gün apartmandan içeri girerken alt komşunun kapısı açılır, daracık mini elbise giymiş genç kız parmak ucunda zıplaya zıplaya ilerler ve arkasını döner “ay rica etsem fermuarı çeker misinizzzz? evde kimse yok da…”
Çaresiz fermuar çekilir.
“ay teşekkür ederimmm, siz üst katta mı oturuyorsunuz? Beklerim bir gün, gelin, muhabbet ederiz…”
(hı hı, evet…)
Nokta: Bir sabah arabasına doğru yürürken bir başka arabadan seslenir orta yaşlı alt komşu, “ne tarafa gidiyorsunuz?”
“Beşiktaş…”
“Ay beni de bırakır mısınız yolda? Gideceğim yerde park zor oluyor.”
“eee… olur tabii, buyrun…”
Maksat Muhabbet: ay allah sizden razı olsun, ne zor iş araba var ama başıma dert, titizsiniz siz belli, camlar filan siliniyor, haftada bir temizlikçi geliyor, nerelisiz, ben size bir gün antep yemeği bırakayım ister misiniz? bizim babamız burada yaşamıyor, iki kızımla ben, büyük spiker olacak, kurslara gitti, küçük de GAP’ta çalışıyor, gelin bir gün muhabbet ederiz, neyse yolları iyi tuzladılar bu sene, bu yeni dünya düzeninde kimsenin kimseye hayrı yok, ben spiritüel kitaplara çok meraklıyım, çok okudum bundan sonra işler sarpa saracak, neyse İstanbul güzel, biz buralı değiliz, Antep’li ama Burdur’da yaşadık senelerce, nasıl dedikoducu orada insanlar, berbat bir yer berbat, kötülüğüne sevinir, başına iyi şey gelsin kıskanırlar, sırf o yüzden kızları Antalya’ya yolladım okula, kaçta dönüyorsunuz işten bileyim de ona göre yemek bırakırım, öyle mi ha iyi o zaman, ben şu köşede ineyim, bir kap yemek görürseniz kapınızda bilin ki benden.
-Herkes bir gün komşuluğu tadacaktır.
merak kediyi öldürmez :)
Word Play
Geçenlerde facebook’da bir kare içine yerleştirilmiş kelimelerden hangilerini görüyorsanız siz o’sunuz tarzı bir oyun oynadım. Bir çeşit psikolojik deney aslında. Iyi ve güzel kelimelerin yanısıra hoşumuza gitmeyen kelimeler de görebiliriz, görüyoruz normal şartlarda. Ben de gördüm. Sonrasında fazla gecikmeden Türk versiyonu da yapılmış ve herkes facebook da ardarda gördüklerini sıralıyor, ben de izliyorum: başarı, para, mutluluk, aşk- en başta olmak üzere… herhangi negatif bir duygudurumu bırakalım - hırs, ihtiras, nefret, açgözlülük- gibi kelime görene daha rastlamadım. Tabii ki görende değil gösterende sorun, basit bir oyunun içini dolduruş biçimi eleştirilmesi gereken.
Mutlu Yıllar!!!
almost alice

3-4 sene evveldi sanırım, tesadüfen keşfetmiştim Maggie Taylor’u, zaten keşifler genelde tesadüfen olmaz mı? Büyük bir heyecanla tüm tanıdıklarıma yollamıştım. Daha o zamanlar Alice serisi yoktu, şimdi var ve pek güzel olmuş!
Kocası için bknz: uelsmann.net






